Rufai.Com

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Rufai.Com

Seyyid-ul İstiğfar

e-Posta Yazdır PDF

“Ya Allah (CC)! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Ve ben iman ve ubudiyyetimde gücüm yettiği kadar Senin ahd ü misakın üzereyim. Ya Rabbi (CC)! Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım: Ve Senin bana inam ve ihsan etdiğin nimetleri ikrar ve itiraf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve itiraf ederim. Ya Rabbi (CC)! Sen beni afv ü mağfiret eyle. Zira Senden başkası günahları afv ü mağfiret edemez.”

Bir kimse bu Seyyidül-istiğfarı ihlas ve yakin itikadıyle gündüz okur da o günde akşam olmadan evvel vefat ederse o kimse ehl-i cennettendir. Ve eğer bu duayı yakin itikadiyle gece okur da sabah olmazdan evvel vefat ederse yine ehl-i cennettendir.” Yani cennete ilk girecekler ile cehennemi görmeksizin ol kimse cennete dahil olur, demektir.

Bu duanın hulasa-i meali: “Ya Rabb (CC)! Ben cürm ü kusurlarımı itiraf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim, nimetlerinin şükründen acizim, beni afv ü mağfiret eyle”, demektir.

 

Buhari Deavat, 1; Tirmizi, Deavat, 15; Nesei, İstiaze, 57; İbn Hanbel, Müsned, 4/122.

 

Dua

e-Posta Yazdır PDF
Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azîm

Her sabah ve her akşam 7 defa bu ayeti okuyanın dünya ve ahirete aid ne üzüntüsü varsa Allah giderir, bunda ister sadık ister kazip olsun.  (el-camiu's-Sağir)

 

Tebliğde Peygamber Ahlakı: Yumuşak Huyluluk

e-Posta Yazdır PDF
İnsanlarla sohbetimiz esnasında veya davranışlarımızda, öfkeli ve sert halimiz muhataplarımızın davranışlarını değiştirebilir mi? Elbetteki hayır Tam tersine haklı bile olsak sert tavrımız, insanlarla bizim aramızdaki iletişimi bitirir, düşmanlık ve kinin yerleşmesine sebep olur
Büyük âlimlerden Ebun-Necib Suh-reverdi şöyle der: "Kasırga denilen rüzgâr, kuvvet ve şiddetiyle ağaçların dallarına isabet eder, ama köklerine tesir edemez Yumuşak akan akarsulara gelince bunlar ağaçların köklerine tesir eder ve söker"

İnsanların düşünce ve davranışlarını ancak yumuşaklığımızla değiştirebiliriz

Peygamberimiz (sav) mağlubiyetle neticelenen Uhud Savaşı´ndan sonra Medine´ye geri döndüklerinde hiçbir sahabesine ikinci bir tek söz söylemedi Bu hâdiseden sonra da şu âyet nazil oldu "Allah´ın bir rahmeti olarak sen onlara yumuşak davrandın Eğer katı kalpli ve kırıcı olsaydın etrafından dağılır giderlerdi" (Âl-i İmrân, 159)
Bu âyete göre Peygamberimiz insanları etrafına yumuşaklığı ile toplamıştır İnsanlar katı, kırıcı bir insanı peygamber bile olsa terk ederler Eğer biz insanları etrafımıza toplamak, onlara İslâm´ı anlatmak ve yaşatmak istiyorsak, bu ancak bizim yumuşaklığımızla olacaktır Söylediğimiz sözler hakikat olabilir, muhatabımız da bunların doğru olduğunu bilebilir Fakat onları bize bağlayacak olan beşeri münasebetlerdeki duygusal bağdır
Devamını oku...
 

''Gel gör ki kabağında bir sahibi var''

e-Posta Yazdır PDF

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Derviş usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. "Vur usturayı berber efendi." der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş bir yandan da aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır.

Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak 'Kalk bakalım derviş, kalk da tıraşımızı olalım.' diye kükrer. Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ne de olsa mahallenin kabadayısı, elinde silah astığı astık kestiği kestik. "Ne diyorsak o'' diye ortalıkta dolaşan bir belalı. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında sürekli aşağılar dervişi, alay eder. Kabak aşağı, kabak yukarı! Konuşur durur. Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın; bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?" Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: "Vallahi gücenmemiştim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!"

 

Ziyâüddîn Nahşebî buyurdu ki:

e-Posta Yazdır PDF
Büyüklerden biri, bir kadınla evlendi. Gece olunca ona; “Ey hanım, pijamamı hazırla yatacağım.” dedi. Hanımı; “Efendim, senin Mevlâ’n (sâhibin) yok mu?” dedi. “Vardır” buyurdu. “Senin Mevlâ’n uyur mu, uyumaz mı?” dedi. “Uyumaz” buyurdu. “Mevlâ’n uyanık iken sen uyumaktan hayâ etmez misin?” dedi.

İnsan, ölüm, fakr ve ateşin (Cehennem'in) yarış meydanındadır. ALLAHü teâlâ onun terbiyecisi, peygamberler sürücüsü, kitaplar öncüsüdür, o ise serkeştir, söz dinlemez.

Kardeşim, eskiden öyle insanlar vardı ki, başkalarının günah işlediklerini duysalar, sıtmalı gibi titrerlerdi. Senin ise kendi günâhından için yanmıyor. Eskiden bir âdet vardı; güller açınca, insanlar oyun oynarlar, eğlenirlerdi. Bu sebebtendir ki, her sene güllerin yetişme, açılma zamanı gelince, Ma’rûf-i Kerhî hazretleri üzülür; “Gül açtı, şimdi insanlar oyunla meşgûl olacaklar” derdi.

Büyüklerimiz diyorlar ki, bir kimsenin başkasının emri altında olması, nefsinin emri altında olmasından iyidir. Dervişlerden biri, Cuma günleri dışarı çıkar, kimi görse; “Mescide hangi yoldan gitmeli?” diye sorardı. Birisi ona; “Senelerdir mescide gidersin, yolu öğrenemedin mi?” dedi. “Bilmiyorum, ama gittiğimiz yolda mahkûm olmak, hâkim olmaktan daha iyidir” derdi.
Devamını oku...
 


Sayfa 3 > 5


BİR HADİS

Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azîm

Her sabah ve her akşam 7 defa bu ayeti okuyanın dünya ve ahirete aid ne üzüntüsü varsa Allah giderir, bunda ister sadık ister kazip olsun.  (el-camiu's-Sağir)